Gelişen Şırnak'ın Güçlü Sesi...Şırnak Haber  

Şırnak Haber

   

Anasayfa   I   İletişim   I   Şikayet Dilek   I   Açılış sayfası yap   I    Sık kullanılanlara ekle  

   

 TOKİLERİN KURA ÇEKİM TARİHİ BELİRLENMELI ARTIK     MUSİAD'TAN AÇIKLAMA...    MAÇ TARİHİ BELLİ OLDU.    MUSİAD'TAN AÇIKLAMA...    MAÇ TARİHİ BELLİ OLDU.    “TEFECİLER VE TEFE TÜFE ÜZERİNE…!”EDİ BESE…!    FİNAL FARKI...  

 
   
 
        Güneydoğu
        Türkiye
        Dünya
        Politika
        Ekonomi
        Eğitim
        Spor
        Sağlık
        Bilim Teknoloji

 

 

        Çok Okunalar

  TOKİLERİN KURA ÇEKİM TARİHİ BELİRLENMELI ARTIK

  MUSİAD'TAN AÇIKLAMA...

  MAÇ TARİHİ BELLİ OLDU.

  MUSİAD'TAN AÇIKLAMA...

  MAÇ TARİHİ BELLİ OLDU.

 

Ahlak ve Kaset

 

14.5.2011 02:18:00

 

 

 

Bizde politika hiçbir zaman “üst düzey” bir iş olmadı ama bu derece sefilleşip iğrençleştiğine de pek tanık olmadık.

Türkiye siyasetinde “kasetler” fırtınası yaşanıyor.

Birileri, gizlice insanların evlerine, ofislerine, belki garsoniyerlerine sızıp kamera yerleştiriyor, onların sevişmelerini çekiyor sonra da siyaset açısından en “uygun” zamanda bu kasetleri yayınlıyor.

Bizde politika hiçbir zaman “üst düzey” bir iş olmadı ama bu derece sefilleşip iğrençleştiğine de pek tanık olmadık.

Deniz Baykal’ın kasetleri alçakça servis edildiğinde Başbakan Erdoğan, kendisine pek yakışan şövalyece bir yaklaşımla “Biz bunu siyasette kullanmayacağız” demişti.

Ama seçim yaklaşınca bu konudaki tavrını değiştirdi.

Ve, yeni bir “özel hayat” tarifi koydu ortaya.

Dedi ki, “O kasetler özel hayata ait değil”.

Niye değil?


“Çünkü o kasetler eşiyle ilişkisini göstermiyor, eşinden başkasıyla ilişkisini gösteriyor. Bu nedenle onlar özel değil, geneldir.”

Bu sözlerin benim anladığım tercümesi şu:


“Eşinden başkasıyla sevişen politikacıların gizlice kasetleri çekilip yayınlanabilir, bu, onların özel hayatına saldırı olmaz.”

Başbakan’a göre “özel hayat” sadece insanların “eşleriyle” olan hayatlarıdır.

Bu anlayış, “ahlakı” korumak adına “ahlakı” çökertmek anlamına gelir.

Eğer, “eşinden başkasıyla birlikte olanın” ahlakını kürsülerde sorgulayıp da, o insanın sevişmelerini gizlice kasetlere kayıt edenlerin ahlakını sorgulamazsan şantajı meşrulaştırırsın.

Ben size bir soru sorayım.

Bir arkadaş seçmek zorunda kalsanız, “karısından başka bir kadınla” olan bir adamı mı yoksa o adamın kasetlerini gizlice çekeni mi seçersiniz?

Birlikte bir savaşa girmek zorunda kalsanız hangisini mevzide yanınızda görmek istersiniz?

Hangisine güvenirsiniz?


“İkisine de güvenmeyeceğinizi”
söyleyebilirsiniz.

Ama bu iki insanı aynı “ahlak” kategorisine sokmanın “ahlaki” değerini de sorgulamak zorundasınız.

Ben hemen akla gelen bir örnek vereyim.

Bill Clinton, eşinden başka bir kadınla oldu.

Sizin “ahlaki” ölçülerinize göre Clinton’la “gizlice kaset çeken” adam aynı kategoride mi?

Bence değil.

Benim için “gizli kaset çekenlerden”, şantajcılardan daha aşağılık biri zor bulunur.

Clinton’ınki bir “zaaftır”, sadece kendisine ve eşine ait bir sorundur, eşinden başkasını da üzmez.

Kaseti çekenin, bunu yayanın yaptığı ise “zaaf” değil düpedüz “suçtur” ve belli bir çıkar sağlamak amacıyla yapılmıştır.

Zaaflarla suçları aynı kategoriye sokmak sadece ahlaki açıdan değil hukuki açıdan da sorun yaratır.

Şantajcılığa prim vermek anlamına gelir.

Ben Başbakan Erdoğan’ın Baykal’ın kaseti çıktığında benimsediği “delikanlıca” tutumu çok beğenmiştim.

Bence ona yakışanı da oydu.

Bugün tavrı ise doğrusu ona çok yakışmıyor.

Erdoğan sık sık “eline, beline, diline” sahip olmaktan söz edip “beline sahip olamayanları” kürsülerden kınıyor.

Peki, elalemin “beline sahip olamamasını” bir siyasi dedikodu malzemesi haline getirmek, “diline sahip olmak” mı?


“Diline sahip ol”
dendiğinde, “başkasının dedikodusunu yapma” denmiş olmuyor mu?

Yeryüzünde dinî ya da ladinî hangi ahlak, gizlice kaset çeken bir şantajcıyı hoşgörebilir, hangi ahlak başkalarının zaaflarından çıkar sağlamayı onaylayabilir?

Bakın Fransa’nın eski başkanlarından Mitterrand’ın gayrımeşru bir çocuğu vardı, gazeteciler de, politikacılar da biliyordu.

Kimse bunu siyasette kullanmadı.

Bu davranış, ahlaklı ve soylu bir davranış değil mi?

Bizim siyasilerimiz Fransız siyasileri kadar “dillerine” sahip olamıyor mu?

Onlar kadar “soylu” davranamıyor mu?

İnsanların zaafları olabilir, bunu hoşgörmeyebilirsiniz ama bu zaaflardan çıkar sağlamak, o zaaflardan bile çirkin gelmiyor mu size?

Doğrusu bana çok çirkin gözüküyor.

Erdoğan’ın kendisine yakışan o delikanlı ve “soylu” tavra geri dönmesini, zaaflardan çıkar sağlamak yerine, şantajcıları kınamasını dilerim.

Biliyorum “kazanmak” çok önemli...

Ama kazanmaktan daha önemli şeyler de var ve bazen kazanırken kaybeder insan.

 

 

        

Bu yazıya 0 adet yorum yapıldı.

 

   Diğer Yazılar                                             Yazarın Tüm Yazıları..>>

  “FETÖ'CÜ DENİLİP GEÇİLECEK BİR İŞ DEĞİL BU" 18.7.2016 14:28:13
  KÜRTLERE SAYGI GÖSTERMEYECEKSENİZ, AYRILIN! 12.10.2014 15:44:03
  No pasaran… 12.9.2014 00:46:48
  Ecdat 29.11.2012 01:18:44
  aynalı salon ve pastane 17.11.2012 02:17:58
  Kürtler ve para 7.10.2012 02:11:37
  lkollü içki ve gazoz 20.9.2012 04:39:33
  Delirme 21.8.2012 03:19:35
  Ordu ve Şemdinli 3.8.2012 16:39:51
  Kürdistan 1.8.2012 17:15:20
        Yorumlanan Haberler

 

        Şırnak'ta Hava Durumu

CİZRE'DE HAVA DURUMU  CİZRE'DE HAVA DURUMU  CİZRE'DE HAVA DURUMU

 

        Yararlı Linkler

T.C.Kimlik Numarası

Emekli Sandığı İşlemleri

Vergi Kimlik No.

SSK İşlemleri

BAĞKUR İşlemleri

Resmi Gazete

 

        Site İçi Arama

 

        Ziyaretçi Sayımız

2328080

 

 
 
 
 

 

Gelişen Şırnak Haber

Adres: Atatürk Mah. Bayındırlık Eski Binası Tel-Faks :+90 486 216 58 88 Merkez / ŞIRNAK - Türkiye
© Copyright Şırnak Haber 2004 Tasarım:Faruk GÜNEŞ

Şırnak Haber