Gelişen Şırnak'ın Güçlü Sesi...Şırnak Haber  

Şırnak Haber

   

Anasayfa   I   İletişim   I   Şikayet Dilek   I   Açılış sayfası yap   I    Sık kullanılanlara ekle  

   

 TOKİLERİN KURA ÇEKİM TARİHİ BELİRLENMELI ARTIK     MUSİAD'TAN AÇIKLAMA...    MAÇ TARİHİ BELLİ OLDU.    MUSİAD'TAN AÇIKLAMA...    MAÇ TARİHİ BELLİ OLDU.    “TEFECİLER VE TEFE TÜFE ÜZERİNE…!”EDİ BESE…!    FİNAL FARKI...  

 
   
 
        Güneydoğu
        Türkiye
        Dünya
        Politika
        Ekonomi
        Eğitim
        Spor
        Sağlık
        Bilim Teknoloji

 

 

        Çok Okunalar

  TOKİLERİN KURA ÇEKİM TARİHİ BELİRLENMELI ARTIK

  MUSİAD'TAN AÇIKLAMA...

  MAÇ TARİHİ BELLİ OLDU.

  MUSİAD'TAN AÇIKLAMA...

  MAÇ TARİHİ BELLİ OLDU.

 

İşkence insanlık suçudur!!

 

25.11.2009 00:59:34

 

 

 

 

 

“Ve değerli arkadaşlar,…evet, iddialı olarak söylüyorum, işkencede sıfır tolerans. (AK Parti sıralarından alkışlar). Varsa ispatınız söylersiniz…Bizim hükümet olarak sorumluluğumuz, bu tür bir ispat olduğu zaman gereğini yapmaktır. Ama, iddia da, müddei de, iddiasını ispatla mükelleftir. Ve ülkemde benim şu anda işkence diye bir olay yoktur ve bunu bildikleri hâlde, birilerinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gitmesini de Avrupa Birliğine giderek yalan yanlış haberler taşımasını da anlamak mümkün değildir....”(3 Eylül 2007  Recep Tayyip Erdoğan’ın meclis konuşması)

Sayın Başbakanın bu konuşması, aslında İnsan Hakları savunucularının yıllardan beridir dile getirdiği, “Türkiye'de işkence sistematik bir devlet politikasıdır” söyleminin, tam tersi bir söylem. Sayın başbakan kanıt istiyor oysa kanıt tam da kendi bünyesinde kurduğu insan Kurulu’nun  raporlarında bile var. Onun dışında insan hakları örgütlerinin hazırladıkları raporlara baksa ya da İstiklal caddesinde bir tur atsa, işkencenin aslında sadece karakollarda değil sokaklarda da bariz bir şekilde yaşandığını görecek ve  birden çok daha fazla kanıtı fark edecektir. Ama bunun yerine başbakan ve hükümet üç maymunları oynamayı tercih ediyor.

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesinin "Beyoğlu’nda işkence var" başlıklı raporu da Başbakana yardımcı olacaktır. Çünkü son 6 aylık Beyoğlu raporunda, içlerinde Kürtler, Türkler, Eşcinseller, Kadınlar, Çocuklar, Yabancılar ve hatta Avukatların varolduğu tam tamına 28  işkence vakası, bir de kafasından kurşunla vurularak öldürülen Afrikalı genci bulabilir başbakan. Bu kadar çeşitli insanın başvurularını görmezden gelerek hala kanıt isteyen, "Ülkemde benim şu anda işkence diye bir olay yoktur" diyen Başbakan’a sormak lazım  bu vakaları ne yapacağımızı? Ayrıca işkence yoktur söylemi sadece sayın başbakanın  dile getirdiği bir şey de değil  devlet yetkililerinin hangisi ağzını açıyorsa hepsi ağız birliği içerisinde işkence yoktur; bunu idda eden herkes türkiye cumhuriyetini karalamak için yapıyor söyleminden geri durmuyorlar.

Bir de unutmadan en son Beyoğlu Karakolunda yaşanan, Festus OKEY'in ölüm olayında kısa değinmek istiyorum Festus OKEY bir arkadaşıyla birlikte tarlabaşında göz altına alındıktan hemen sonra karakolun 5. katında kafasından vurularak öldürüldü.

İstanbul Valisi’nin 18 gün sonunda bu konuyla ilgili açıklaması oldu, bu  açıklama aslında bize hiç yabancı gelmediği gibi ölüm olayı kadar vahim ve gerçeklikten uzaktı. kolluk kuvetlerinin çok alışık olduğumuz onların ise hiç değiştirme zahmetinde bile bulunmadıkları Metin GÖKTEPE, Av. Muamre ÖZ, Gümüşsuyu Mahalle Muhtarı  Çiğdem NALBANTOĞLU, Gökhan BELĞÜZAR ve buna benzer bir çok olayda olduğu gibi "sandalyeden düştü, kafasını duvara vurdu, çarşafla kendini astı, ıÜü'İcrai rezalet' çıkardı, sabıkası karabırktı ve kaçarken düştü" gibi gerçeklikten uzak beyanlarına bir yenisini ekledi.

 

İstanbul Valisi ve Polisin iddia ettiği  Festus Okey, polisin silahını almaya çalıştığı sırada ölmüş, polisin hiç bir kabahati yokmuş. (Olaydan sonra savcılık tarafından istenen kamera kayıtları da orada kamera yoktu gerekçesiyle geri çevriliyor. Hayatımızın her alanında bizi kameralarla izleyen mobesa kameralarını hayatımızın her yerine yerleştiren devlet nasıl olur da kendi karakolunu kamerayla izlemez diye düşünüyor insan). Ayrıca olay böyle olsa bile bu polis tarafından işlenen bir cinayettir ve sorumlusu Beyoğlu emniyeti, İstanbul emniyeti ve İstanbul Valisidir. Çünkü, polis, gözaltına aldığı her bireyin can güvenliğinden birinci derece sorumludur. Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’nde son günlerde yaşanan işkence vakaları ile Festus Okey’le birlikte gözaltına alınan M.0’nun “biz daha arabaya bindirilirken polisler, Festus’a vurmaya başladı” şeklindeki beyanı da göz önüne alındığında olayın cinayet olduğu kuşkusu ağırlık kazanmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti devleti, toprakları üzerinde bulunan herkesin can güvenliğini sağlamakla yükümlüyken, kendi ülkesinden tam da bu nedenle kaçmış bir sığınmacının, bir devlet kurumu binasında, bir devlet görevlisi tarafından öldürülmüş olmasını, bırakın Türkiye'nin taraf olduğu anlaşmaları, Türkiye Cumhuriyeti devleti açısından oldukça vahim görülmelidir.

Bu söylemden beslenen kolluk kuvvetleri ise kendini bu ülkenin tek savunucusu ve hakimi görmekteler. Bazen yargılayan, bazen sorgulayan, bazen infaz eden ve bunu "vatan için" yaptığını düşünerek rahatlayan bunu yaparken de hiç vicdan azabı duymayan ruh hali içerisindeler. Hal böyle olunca da işkence ve gözaltında ölümler kaçınılmaz oluyor. İşkencenin bu denli yaygın ve sürekliliğini koruyan bir olgu olmasının en önemli nedeni, işkence yapan kişilerin birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de otoritelerce korunarak cezasız bırakılmasıdır. Kolluk kuvvetleri nasıl olsa yaptığımız yanımıza kar kalacaktır mantığıyla hareket etmekten geri durmuyorlar.

Ayrıca, işkence gördükten sonra Türkiye’de sonuç alamayan insanların başvurduğu Türkiye’nin kendi yasaları üstünde gördüğü ve imza koyduğu AHİM'e gitme hakkını ise nerdeyse Türkiye’yi "dış mihraklara" şikayet olarak değerlendiren bir zihniyet var karşımızda ki Türkiye işkence ve kötü muamelede defalarca tazminat ödemiş ve işkenceden mahkum olmuştur.

İnsan Hakları Derneği’nin raporlarında, gerek 2002 -2006 yılları, gerekse 2007 yılının ilk altı ayı sayısal veriler ortadadır. 2007 yılının ilk altı aylık döneminde 376 kişinin işkence ve kötü muameleye maruz kaldığını göstermektedir  MAZLUMDER’ in Ocak Haziran 2007 bilançosuna baktığımızda “işkence/işkence iddiası ve kötü muamele” iddialarına ilişkin 75 olayın olduğunu göstermektedir. MAZLUMDER’in bilançosuna göre “yerinde infaz /işkence ile ölüm”e ilişkin meydana gelen 6 olayda 4 kişinin öldüğü ve 3 kişinin yaralandığı belirtilmiştir. Yine TİHV raporlarında da benzer verilere yer verilmektedir. Bu da bize gösteriyor ki yıllardır dile gelen “Türkiye’de işkence sistematiktir” söyleminde  hala değişen bir şey yok. Sadece yöntemlerde ve sistemde değişiklik var o da eskiden karakollarda daha yoğunluklu işleyen sistematik işkence vakaları şimdi sokaklarda ve toplumsal olaylara yansımış durumda, dövülen işkenceye maruz kalan insanlar kayıt dışı gösterilerek dövüldükten sonra sokaklara bırakılıyorlar. Dolayısıyla sokaklarda yaşanan işçilerin, eşcinsellerin,  su satan çocukların, sokakta maruz kaldıkları işkenceler kayıtsız kaldığı için başbakan tarafından sayılmıyor ve kayıt yok gerekçesiyle es geçiliyor. Gerçi işkence yapıldıktan sonra da bunu kanıtlamanın mümkün olmadığı ülkemizde hiç bir şekilde yıllardır dillendirdiğimiz bağımsız hekimlerin verecekleri raporların geçerli olması talebi de kabul görmüyor. İşkenceyi yapan kolluk kuvvetleri raporu veren devlete bağlı adli tıp personelleri olunca işkenceyi kanıtlamak imkansız hale geliyor

Yani, Başbakan’ın yapması gereken şey, işkenceyi "resmi olarak" kanıtlamamızı istiyorsa bağımsız hekimlerin raporlarını kabul edecek bir sistem oluşturmaktır.

Buna rağmen Hükümet’in “işkenceye sıfır tolerans” söyleminin önemli olduğuna inanıyorum Ancak böylesi bir söylemin gereklilikleri açısından sorun yaşandığını da ilgili tarafların kabul etmesi gerekir. Burada işkence, kötü muamele, insanlık dışı ve  muamele veya cezalandırmanın önlenmesi konusunda hükümete aşağıdakileri bir kez daha hatırlatmak gereğini duyuyorum. İşkencenin önlemesinde hükümetin sorumlulukları, negatif sorumluluğu olduğu kadar pozitif sorumluluğu da kapsar. Negatif sorumluluk, işkence, kötü muamele, insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele veya cezalandırmanın mutlak bir biçimde yasaklanmasını gerektirirken, Pozitif sorumluluk, bu fiillerin işlenmesi olası yerlerin daimi ve düzenli olarak denetimi, kamuoyu ile yapılanların paylaşılması ve önleme sorumluluğunu içerir. Pozitif yükümlülük aynı zamanda, iddiaların etkili bir biçimde soruşturulması ve sorumluların yargı önüne çıkarılmasını ve eğer suçlu bulunur ise cezalandırılmasının sağlanmasını içerir. Unutmamak gerekir ki dünyanın her demokratik ülkesinde işkence insanlık suçu olarak görülür ve kendi anayasalarında işkenceyi suç olarak nitelendirirler. Ancak iktidar olan yapıların, hepsi de kendi güçlerini yitirmemek, iktidarlarını ayakta tutmak adına işkenceyi uygulamaktan çekinmezler hele hele bizim gibi demokrasiyi içine sindirmemiş "tek dil, tek bayrak, tek millet" şiarıyla hareket eden militarist yapılanmanın hayatımızın her yerini sarmaladığı ülkelerde işkence kaçınılmaz oluyor.

Terörle Mücadele Yasası ile Polis Vazife ve Salahiyetleri Yasası’nda yapılan değişiklikler, güvenlik görevlilerine işkence ve yargısız infaz gerçekleştirme konusunda ciddi serbesti getirmiştir. Son olarak Nijeryalı bir mültecinin Beyoğlu Emniyet Müdürlüğünde ölmesi ve işkence başvurularındaki artış bunun somut göstergesidir. Sadece 2007 yılının Haziran ayında Türkiye’nin üç ayrı ilinde üç gözaltında ölüm vakası yaşanmıştır.

Kamu idaresi tarafından özgürlüğünden yoksun bırakılmış kişilerin yaşam hakkı başta olmak üzere kişi güvenliği ve bütünlüğünü korumak Devletin sorumluluğu altındadır. Kamu görevlileri tarafından özgürlüğünden yoksun bırakılmış kişilerin işkence, kötü muamele, insanlık dışı yada aşağılayıcı muamele yada cezalandırmaya maruz kaldıklarını içeren şikâyetlerinde, ispat yükümlülüğünün devlete ait olduğunu bir kez daha hatırlatmak fayda görüyorum . Yerel yasal mevzuatımız, tarafı olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihatları da bu yöndedir ve bu içtihatlar kamu idaresini bağlamaktadır.

Dolayısıyla, hükümet sorumluluğunu “ispat olduğu zaman gereğini yapmak” ile sınırlayamaz! Böylesi bir sınırlama Hükümetin “işkenceye sıfır tolerans “ söylemini de yaralar ve yükümlü olduğu sorumluluklardan uzaklaştırır. “İşkenceye sıfır tolerans” söylemi, işkencenin varlığı üzerine kurulmuştur ve önemlidir. Ancak “bugün ülkemde işkence yok” denebileceğine ilişkin göstergeler henüz mevcut değildir. Bunun böyle olmadığını sadece İnsan Hakları Örgütlerine yapılan başvurular değil, İnsan Hakları İl ve İlçe Kurullarına yapılan mağdur şikayetlerine bakarak da görmek mümkündür. Kaldı ki, insan hakları örgütlerinin yaptığı izlemeler de Türkiye’de işkencenin yöntem değiştirerek devam ettiğini göstermektedir. Burada hükümetin sorumluluğu, Türkiye’yi işkenceden arındırmak isteyen tüm birey ve örgütlü yapıları “mahfil” olarak göstermek değil, onlarla işbirliği yaparak işkencenin tam anlamıyla ortadan kaldıracak mekanizmaları geliştirmektir. Bunlardan biri de BM İşkenceye Karşı Sözleşmenin Ek Protokol’ünü onaylayarak alıkonulma yerlerinin denetimine olanak sağlayacak Bağımsız İzleme Kurullarının oluşturulmasıdır.

 

İşkencenin olmaması samimiyet, cesaret  ve yüzleşmeyi gerektirir. Eğer Hükümet “işkenceye sıfır tolerans” söyleminde samimi ise (ki öyle olduğuna inanmak istiyorum) o zaman Hükümetten, kendi yurttaşları ve onların özgür iradeleri ile oluşturduğu sivil örgütleri dinleme, saygı gösterme, iddialarını inceleme ve insanlığın utancı olan işkence, kötü muamele, insanlık dışı ve aşağılayıcı muamelenin ortadan kaldırılmasındaki çalışmalarına destek vermesi beklenir. Bir kez daha vurgulamakta fayda var ki işkence insanlık suçudur! bu suça ortak olmayalım karşı çıkalım!

 

 

        

Bu yazıya 0 adet yorum yapıldı.

 

   Diğer Yazılar                                             Yazarın Tüm Yazıları..>>

  Ölümler devam ediyor! 10.12.2009 02:54:25
  İşkence insanlık suçudur!! 25.11.2009 00:59:34
        Yorumlanan Haberler

 

        Şırnak'ta Hava Durumu

CİZRE'DE HAVA DURUMU  CİZRE'DE HAVA DURUMU  CİZRE'DE HAVA DURUMU

 

        Yararlı Linkler

T.C.Kimlik Numarası

Emekli Sandığı İşlemleri

Vergi Kimlik No.

SSK İşlemleri

BAĞKUR İşlemleri

Resmi Gazete

 

        Site İçi Arama

 

        Ziyaretçi Sayımız

2326903

 

 
 
 
 

 

Gelişen Şırnak Haber

Adres: Atatürk Mah. Bayındırlık Eski Binası Tel-Faks :+90 486 216 58 88 Merkez / ŞIRNAK - Türkiye
© Copyright Şırnak Haber 2004 Tasarım:Faruk GÜNEŞ

Şırnak Haber